Untitled post 5191

Category:

By

/

1–2 minutes

read

Doğu’nun Kudüs’ü: Bir Sanatçının Gözünden Saraybosna

Dağların arasına sıkışmış bir şehir: Saraybosna.
Bir sanatçının gözünde, bu şehir yalnızca bir coğrafya değil — bir ritim, bir titreşim, bir renk uyumu.
Doğu’nun Kudüs’ü derler; çünkü burada dinler, diller ve duygular aynı gökyüzünün altında buluşur.

Bir sokakta ezan sesi yükselir, birkaç adım ötede çanlar çalar, bir başka köşede sinagogun sessizliği hissedilir.
Bu çok katmanlı yapı, bana hep insan doğasının çeşitliliğini hatırlatır.
Bir tuvalde renkler nasıl birbiriyle çatışmadan yan yana durabiliyorsa,
Saraybosna da yüzyıllar boyunca farklı inançları aynı dokuda taşımıştır.

Ama bu şehir, yalnızca barışın değil, çatışmanın da tanığıdır.
1990’ların kuşatması, tıpkı bir resimdeki sert bir fırça darbesi gibi, şehrin hafızasına kazınmıştır.
Yine de Saraybosna, yaralarından ışık sızdırmayı bilir.
Binaların yüzeyindeki izler, bana hep bir tabloyu tamamlayan kusurlar gibi görünür.

Bugün Başçarşı’da yürürken, bakır ustalarının ritmik sesleri, kahvenin kokusu ve uzaktan gelen bir ezgi
şehrin ruhunu yeniden kurar.
Saraybosna’da zaman, sadece ilerlemez — birbirine karışır.
Geçmiş ve şimdi, dua ve şarkı, acı ve umut… hepsi bir arada var olur.

Doğu’nun Kudüs’ü, belki de tam olarak budur:
Birlikte yaşamanın, yeniden doğmanın ve insana dair her duygunun aynı tuvale sığabildiği bir şehir.

Leave a comment